Artvinlilerin İnternetteki Adresi
şiir eylemdir
Herkesin,bir şiiri vardır,yazıp ta bir kenara attığı yada bir anı olarak sakladığı,bir şiiri vardır.
Şiir ;uzun soluklu bir yolculuk gibidir,uzun acemi ama umut dolu yolculuk.
Eğer size ait bir şiir yoksa sizde başlayın bu yolculuğa...
Yorulup konakladığınızda bir durakta,kendinizi bir şiirin içinde bulacaksınız...
Öznesi siz olduğunuz,gizli açık bütün imgelerin kendiniz olduğunu fark ettiğiniz bir şiirin içinde.
Fırtınalı yolculuklardan sonra sığınabileceğiniz bir liman gibidir şiir...
Sığınılan limanlarda rıhtımdan el sallayan,sıcacık bir dost gibidir şiir.Şiir hayatı gerçekten keşfetmektir.
Haydi sizde başlayın bu yolculuğa,kendinize ait bir şiir edinin bu yolculukta.
Şiirlerle güzelleşecek bu hayat,şiirlerle mutlu olacak insanlık çünkü şiir yarına uzanan yolların emekle örülmesidir,

tanığıdır bin yıllardır süren sevdaların ve kavgaların.
Şiir;dostluğun,kardeşliğin,barışın,sevginin,dünyamıza kattığı bir tat dır... Düş ve hayal kurmaktır...
Sıyrılıp hayatın resmi müfredatından,kırıp hayat bilgisi dersini,hayal bilgilerimizi geliştirmektir...
Tarihin statükocu kalıplarını dağıtıp,sevdanın tarihini yazmaktır...
Bozup edebiyat ezberlerimizi,kendi dizelerimizi haykırmaktır...
Düşlerinizi ve gülüşlerinizi hiç ertelemeyin.Çünkü düşlerin ve gülüşlerin ertelenmeye tahammülü yok...
Düşlerin yasaklandığı,gülüşlerin unutturulduğu bir dünyada Che’nin dediği gibi “Olanaksızı iste gerçekçi ol” sözcüğünü

aklımızdan hiç çıkarmayalım.
Herkesin bir şiiri vardır bir gömleği, bir ceketi gibi...
Yazıp sakladığı yada buruşturup attığı,okul kitaplarındaki boşluklara iliştirdiği,hiç kimseye gösteremeden
sayfasını soldurduğu bir şiiri.Neden,niçin yazdığını bilmediği ama yinede yazdığı bir şiiri...
Şairin dediği gibi “kim bilebilir ki bir şiirin gizemini.”
Şiir düşüncelerimizin yazımsal ifadesi. Şiir;imgelerimizin yaşama sunuluşu.
Şiir;yaşamı bizlere daha çok sevdiren sihirli sözcükler.
Nedir şiir ?
Duyguların bittiği yerde mi başlar, yoksa duygularımızın yolculuğu mudur.
Bir tarifi var mıdır şiirin yoksa yaşamın gerçek tarifimidir...
Sevdalarımızın anlatımımıdır yoksa sevdanın kendisi midir...
Ulaşılması gereken yerlere varmak için kullanılan bir araç mıdır.
Yürümek midir şafağın eflatun saatlerinde.
Rüzgarlara açılan bir yelkenliyle, okyanuslarda yapılan bir yolculuk mudur...
Yoksa bir eylem midir şiir...
Savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunan bir eylemdir...
Sevgiye,kardeşliğe,dostluğa,aşka yani güzel olan her şeye bizleri taşıyacak olan eylemdir.
Herkesin kendisine göre şiir tarifi vardır ama şiire göre kendi tarifi açık ve nettir.
Toplum olarak hep tartışmışızdır,bitarafta onlar, bitarafta biz.Bitarafta Sezar, bitarafta Spartaküs.
Bitarafta Çelebi Mehmet,bitarafta Şeyh Bedrettin.Bitarafta Hızır Paşa ,bitarafta Pir Sultan.

Bitarafta Bush, bitarafta Dünyanın bütün Halkları...
Sanat;Sanat için midir yoksa halk için mi...Amaç mıdır araç mı,gerçek midir yoksa gerçek üstümü...
Dünyadaki yazılı Edebiyatın ilk örnekleyicisi olan Homeros’dan günümüze şiir farklı biçimlerde algılatılmaya çalışılmıştır.
Resmi müfredatı aşamayan düşünceler,şiiri hece kalıplarına, saraylara hapsede dursalar da...
Şiiri yozlaştırmaya çalış salarda şiir çoktan gerçekçi bir hat çizerek halkıyla buluştu...
Kaçımız şiiri okullarda okutulan edebiyat derslerinde sevdik..İlk gençlik yıllarımızda okullarda edebiyat derslerinde serveti fünun , Tanzimat dönemi edebiyatıyla boğulduk kaldık,bizleri Mefaulun-faulun kalıplarına hapsetmeye çalıştılar.
Ama hayat bizim karşımıza mavi gözlü devi çıkardı...O günlerde henüz gözlerinin mavi olduğunu,

Piraye’ye Vera’ya olan aşklarını da bilmiyor duk.Vatanseverlik ve muhaliflik en belirgin ortak yanlarımızdı...

Kırıp hece veznini,şiiri serbest vezinde yazmış...Toplumsal gerçekleri konu edinmiş,otuzunda idamı istenmiş,

kırk sekizinde barış madalyası verilmiş,şiirleri kırk dilde basılmış...
Hiçbirini bilmeden sevdik onu,ama şunu biliyorduk o yasaklı bir sevdaydı bizler için.
Sonra Ahmet Arif’i tanıdık hasretimizden prangalar eskittiğimiz günlerde.Hasan Hüseyin’i tanıdık acıyı bal eylediğimiz günlerde...

Can Yücel’i tanıdık,hayatta en çok babamızı sevdiğimiz günlerde... Enver Gökçeleri tanıdık öğretmen sürgünlerinde...

Bir dize şiir bırakıp geriye, dar ağaçlarına çekilen şairleri tanıdık Eylül günlerinde...

Sivas’ta alev alev yanan şairleri tanıdık.Abdulkadir’i, Adnan Yücel’i, Gülten Akın’ı,sayılara sığmayan nice şair tanıdık

ve onlarla sevdik şiiri.
Çünkü onlar büyük ozan Ruhi Su’nun ”benim kabem insandır” dizelerindeki gibi insanlığı yüceltiyorlardı...
Çünkü onlar Ataol Behramoğlu’nun “ve hayat sunulmuş bir armağandır” dizelerindeki gibi hayatı sunuyorlardı insanlığa
Çünkü onlar:“Kendi aşkları ,kendi mutlulukları ve acılarıyla uğraşmadılar...Halkın nabzı attı damarlarında...

Yaşamın içinde , hayatı örgütlemeye çalıştılar.”

Evet şiir hayatı örgütlemek tir. Yaşamın içerisindeki ayrıntıları fark edebilmektir,akarsulardaki coşkulu akışı,

okyanusların derinliklerini,çocukların yüzlerindeki gülücükleri keşfedebilmektir...
Şiir yaşamı daha da farklı kılan bir eylemliliktir.Savaşların yarattığı acıların,yüreğimizin tamda ortasına yerleştiği bu günlerde

tüm bunları görmezlikten gelmek şiire ve insanlık tarihine ihanettir...
Bu acı gerçekleri yok edip şiirsel bir proje tasarlamalıyız,istersek dünya şiirler kadar güzelleşebilir,yeter ki şiirlerdeki gibi güzel bir dünyanın yaratılabileceğine inanalım çünkü ol kitapta böyle yazılıdır,böyle başlamıştır insanlık tarihi, yenilgiler olsa bile

sevgiler yok edilememiştir...
‘’Herkes şiirini kendi durduğu yerden,geldiği yeri görerek ve gitmek istediği yere bakarak’’ yazmalı.
“Yarin yanağından gayrı her yerde hep beraber” ortaklaşa bir yaşamı savunarak yazabilmeli,dünyamız sadece böyle güzelleşebilir... Böyle yok olur kan ve barut kokusu...
Hayallerimizin mavi yelkenleriyle yol aldığımız açık denizler kadar güzel bir dünya ellerimizdedir ve onu yeniden inşa etmemizi bekliyor ve böylesi bir dünyayı, toprağa can veren buğday sarısını,pamuk beyazını,ipekli kumaşları üreten ellerimizle inşa edeceğiz, sevgiyle, dostlukla kuracağız şiirlerle, öykülerle kuracağız böylesi bir dünyayı.

Şiir bir kardelen dir, en zor koşullarda boy verir inadına...
Şiir bir kekiktir salar kokusunu dağlara...Ayrık otudur yok ettikçe avcılar daha da çoğalır...
Çoban ateşidir ısıtır, yumruklu yıldızdır ışıtır...Ama ille de sevdadır şiir, kavgamızın sevdası...
Ey şiir sen nelere kadirsin !..
Aşk en güzel senin dilinde anlatılır.Senin dizelerin sevgi tohumları eker yalnız yüreklerimize...
Kişi sevgisini, ilk senin dizelerinle açar karşısındakine...Ve sevda senin dilinde bir başka anlam taşır...
Kavgaya seninle keseriz randevumuzu,ölümsüzlük senin dizelerinle gelip bağdaş kurar dost sofralarımıza.
Şiir, sen nelere kadirsin ki...Eksilmez yaşamımızdaki yerin...Geleceğin ışıltılı rüyası senin dizelerinde
şekillenir ve senin dilinle haykırır tüm insanlık''Bitmedi daha sürüyor o kavga /ve sürecek/yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek''...
Sahi; size ait bir öykü, bir şiir var mı?

Yoksa hiç durmayın bir şiir bulun,bir öykü yaratın kendinize ve girip içine sevdadan,doğrudan ve halktan yana bir yer edinin.
Yaratın ütopyalarınızı,yaratın şiirlerinizi,öykülerinizi,yaratın emeğin kutsandığı gelecek güzel günleri...